Parasız Eğitim Manifestosu

BİZ KİMİZ? 

Biz üniversite öğrencileriyiz, biz parasız eğitim hakkını almak isteyen, üniversiteleri özgürleştirmek isteyen, nitelikli eğitimi isteyen ve bunun için mücadele eden öğrencileriz. Biz hakları için mücadeleye gönül vermiş, parasız eğitim için, demokratik bir üniversite için, bilimin özgürleşmesi için biraraya gelmiş öğrencileriz.

Parasız eğitim, ulaşımın, barınmanın, beslenmenin, sosyal yaşamın, eğitim giderlerinin parasız olmasıyla gerçekleşir. Parasız eğitim bir kamu zorunluluğudur. Öğrenciler üretimde bile değilken, zaten üretime geçebilmek, geçinebilmek yani bir meslek sahibi olabilmek için okurken, verilen eğitimin tamamı ve tüm süreçleri devlet tarafından karşılanmalıdır. Öğrencilerin eğitim süreci devam ederken devlet öğrencilere bakmakla yükümlüdür. Peki eğitim günümüzde nasıl işliyor?

Gelin birlikte maruz kaldığımız ‘paralı eğitim’ gerçeğiyle yüzleşelim. 

Her öğrenciye ücretsiz yurt hakkı sağlanmalıdır!

KYK yurtları bakımsız, özel yurtlar pahalı, peki ne yapmalı?

Şans topu oynar gibi öğrencilerinin çok azının seçildiği, geriye kalan büyük çoğunluğun ise kazanamadığı yurtlar ile başlayalım. Bu devlet yurtları hem bakımsız, hem niteliksiz ve de paralı. Özel yurtlara oranlara biraz daha ‘ucuz’ sadece. Peki öğrencinin cebine göre de öyle mi?  Devlet yurtlarına yerleşebilen öğrencilerin durumu hiçte iç açıcı değil. Küçücük odalarda kapasitenin üzerinde ranzalarda kalmak zorunda kalıyoruz. Üstelik temiz olmayan oda lavabo ve yemekhanelerde yaşamaya çalışırken, bir de üstüne para ödüyoruz. Üstelik yurtların giriş-çıkış saatleri de eklendiğinde askeri koğuşu andırmıyor değil. Tabii bir de kadın öğrencilerin yurtlarının giriş saati daha erken olurken, erkek öğrencilerin daha geç saatte dönmesi KYK yönetimince alınmış bir karar. Eril yönetimin bir parçasını da yurtlarda görebiliyoruz. Ayrıca, devlet yurtlarında biraz daha ucuza kalıyor olmak para vermediğimiz anlamına gelmiyor.

Özel yurtlara yerleşebilmek için ise adeta servet harcamak gerekiyor. Yurtlara gitmeyip eve çıkmayı tercih eden öğrencilerin de durumu pek farklı olmuyor. Sürekli artan zamlar, faturalar ve ihtiyaçlar öğrencileri okurken çalışmaya iten en önemli nedenlerden biri haline dönüşüyor. 

Öğrenciler hayalini kurdukları yerde ve bölümde okumayıp kendi illerinde okumak zorunda kalabiliyor ya da okumaktan vazgeçmek durumunda kalıyor.

Müşteri değil ÖĞRENCİYİZ!

Hani diyoruz ya. En temel ihtiyaçlar. En temel ihtiyaçlardan biri olan beslenme, hepimizin sırtına bir yük olarak biniyor. Eğitimimizi karşılayabilmek, geçinebilmek için kemer sıkıyor, beslenmeyi kısmak zorunda kalıyoruz. Özellikle üniversite yemekhanelerindeki fiyat artışı özelleştirmenin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Neden bu yemekhaneler ücretli? Yemekhaneden alınan ücretler mi bu okulun dönmesini sağlıyor? Zamları nasıl geri çekebiliyorsanız, ücretsiz de yapabilirsiniz. 

Ama değişebilir, değiştirebiliriz. Bugün eğer yemekhaneleri özelleştiremiyorlarsa, zamları öyle kafalarına göre yapamıyorlarsa, bugüne kadarki gençlik mücadelesinin sonucudur bu. İstanbul Üniversitesi’nde yemekhane zamlarına karşı nasıl yüzlerce öğrenci üniversitelerinde hakları için direnerek eylemlerini yaptılar ve haklarını aldılarsa, bunu her üniversitede yapabiliriz. Çünkü öğrencilerin bu hak arayışlarıyla düşürülen yemekhane fiyatları bize şunu gösterdi; Demek ki yemekhane zamları olmadan da, üniversite bir şey kaybetmiyormuş! 

Ucuz olması yetmez bedava olmalı)

Sadece okulumuza gidip geri dönebilmek için de para ayırmak zorundayız. Hayata borçlu başlıyor, okurken borçlanarak devam ediyoruz. Üniversitelerin servisleri bile para karşılığı çalışıyor, ona dahi para gerekiyor. 

Belli bir yaş üzerindeki insanlar için ulaşım nasıl ücretsiz yapılabiliyorsa, nasıl belirli meslek grupları için ulaşım ücretsiz olabiliyorsa, öğrenciler için mi parasız olamıyor? Bu belediyelerin, şehirlerin öğrencilerin 3 kuruşuna mı ihtiyacı var? 

Kamu kar etmeyi düşünmez, kamu hizmet yapar. Kamu emekçinin sırtından geçinmeye çalışmaz! Dünyada ulaşımın ücretsiz olduğunun örneklerini görüyoruz, elbette burada da görebiliriz. Bizler kartlarımızdan gelen ‘yetersiz bakiye’ sesini duyuyoruz. Bu ses bu ülkenin gerçeğidir, kapitalizmin gerçeğidir.

Eğitim ticaret alanı öğrenciler geçim kaynağı

Öğrenciler olarak yaşayabilmek için gerekli masrafları zar zor karşılarken, eğitim için gerekli kitapları ve materyalleri almak için de borcun içine giriyoruz. 

Şu sözler tanıdık geliyor mu? “Hangi fotokopi merkezi ucuz acaba? Pardon sayfayı dörde bölüp, arkalı önlü çekebilir misiniz? Şunu düz hesap 20 yapsak? Orijinal kitap değil de fotokopi alsak olur mu hocam? Hocam? Hocam??” 

Yıllarca öğrencilerin verdiği örgütlü mücadelelerin sayesinde üniversiteye giriş ücretleri kaldırılmıştı. Bu mücadele bizler için bir örnektir, bir derstir. Bugün halen harçları kaldırdık diye övünenler şunu bilmeli, harçları yılların gençlik mücadelesi kaldırdı. 

Şunu da bilmeliyiz; Harçlar, ikinci öğretim, uzaktan eğitim ve açık öğretim için de kaldırılmalıdır. Eğitimin her türlüsü parasız olmalıdır. 

“Aradığınız kişiye şuan ulaşılamıyor. Faturasını ödeyemediği için hattı kapanmış olabilir.”

Okumak için tüm çıkan masraflardan sonra geriye birşey kalmadığı için sosyal yaşam hakkında söyleyebileceğimiz çok fazla bir şey yok.Bunun yanında ağzı boş yapan liberallerin “Dünyayı herkes gezebilir, para olmasına gerek yok illa, bunların hepsi bahane” sözlerine de karnımız tok.  

Bize iki seçenek sunuyorlar. Ya sosyal yaşamı yaşamayacağız ya da sosyal yaşamı yaşayabilmek için sürekli çalışmak zorunda kalacağız. 

KYK borçları silinsin!

Bu kadar harcamanın yanında bizi okumaya pişman ettirecek duruma getirenler bir de sadaka verir gibi on binlerce öğrencinin çok küçük bir kısmına burs, geri kalan kısmına öğrenim kredisi veriyor. “Bunun şartları da var. Çalışkan bir öğrenci olmalı, sınavlarını geçmelisin ki sana burs vermeye devam edebilelim. Ya da kredi alırsın, mezun olunca ödersin. İşine gelirse!” Yandaşlar, zenginler, bu ülkenin emekçilerinin sırtından geçinenler vergilerini sildirirken, öğrenciler okurken borçlandıkları KYK borçlarını ödeme yüküyle bir de mezun olunca karşılaşıyor. 

KYK borçları silinmeli, öğrenim kredilerinin yerini karşılıksız burslar almalıdır. 

Zorunlu ve ücret verilmeyen stajlar sömürüdür!

Mesleki eğitim adı altında yapmak zorunda kaldığımız stajların ücretsiz olması emek gücü sömürüsünden başka birşey değildir. Üstelik hem okuyup hem çalışırken bir de staj eklenince hayatımıza sırtımıza binen yük bel büküyor. Güvencesiz olan, yol ücreti dahi alamadığımız stajları zorunlu olduğu için bir de biz öğrenciler bulmak zorunda kalıyoruz. 

Elemeci sınav sistemine HAYIR! 

Her yıl on binlerin girdiği sınavlarda o niteliksiz üniversiteleri kazanıp, sonrasında işsiz kalmak için bir de sınavlara giriyoruz. Üstelik o sınavlara girerken bile fahiş paralar ödüyoruz. Geleceğimizi belirleyen 2 saatlik sınavlar değil, yeteneklerimize göre yerleşebileceğimiz bir eğitim sistemi olmalı. Bütün öğrenciler yeteneklerine göre nitelikli üniversitelerde eğitim görmelidir.

Kısacası; Okurken çalışan biz, hayatımızı da emeğimizi de sömüren siz. Özellikle büyük şehirlerde hayatın daha da pahalı olması çalışmaktan başka çare bırakmıyor. Kimimiz intihar ediyor, kimimiz okulunu bırakmak-dondurmak zorunda kalıyor. Kimimiz ise hem okuyup hem çalışmayı deniyor. Okurken çalışmak zorunda kalmamız yetmezmiş gibi ucuz işgücü olarak görülüyor, verdiğimiz emeğin hakkını alamıyoruz. En düşük ücret ve koşullarda, güvencesiz bir şekilde çalışıyoruz.

Üniversiteler açtılar. Açtıkça açtılar. Milyonlarca genci niteliksiz üniversitelere mahkum ettiler. İşsiz bıraktılar, suçu da gençlerde buldular. “Genç fazla, o yüzden iş yok”, “Her gence iş bulmak zorunda mıyız?” dediler. Zorundasınız, gençlerin geleceğini elinden alıyorsanız, gençlerin işsiz kalmasına neden oluyorsanız, çekilin kenara gençler çıksın meydana! Görün bakın üniversiteler nasıl özgürleşiyor? Nasıl eğitim parasız oluyor? Bizler sizin eseriniz olan geleceksizliği kader bilmeyeceğiz. Daha eğitimin ilk yıllarından beri fırsat eşitliğinin olmadığı , niteliğin olmadığı, servet harcamak zorunda kaldığımız bu eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldık. 

Gençliğin parasız eğitim hakkını aldınız, geleceğini aldınız, yetmedi bir de üstüne borçlu bıraktınız. Şimdi geleceğimizin peşine düşme vakti! İş kuyruklarında gençliğimizi heba etmeyeceğiz. Hakkımız olan parasız eğitimi de geleceğimizi de alacağız! 

SÖZ YETKİ KARAR ÖĞRENCİLERİNDİR!

Bizler bu üniversitelerin öğrencileriyiz. Bu üniversitelerin özneleri öğrencilerdir, eğitimcilerdir, üniversite emekçileridir. Söz Yetki Karar da bu öznelerde olmalıdır. Üniversitelerimizi, kampüslerimizi özgürleştirecek olanlar biziz. ÜNİVERSİTELER  yandaş rektörlerin değil BİZİMDİR! 

Parasız Eğitim için harekete geç!

Parasız eğitim mücadelesine katıl.

Okulda, yurtta, yemekhanede, ders sıralarında eğitimin parasız olması gerektiğini HER YERDE anlat!

Kendi üniversitende parasız eğitim komitesini kur!

                                             Bize fikirlerini yaz, gönder.

                                                  Sen de aramıza katıl. 

                          Mücadelemizin bayrağını beraber yükseltelim!